27 Haziran 2011 Pazartesi

tarihini tekerrürünü

sanırım iki yıl önceydi. sokakta bi adam beni durdurup, onu ayaklarımın altına alıp çiğnememi istemişti. dönüp eski kayıtlara baksam kesin tarih verebilirim, yazmıştım çünkü. ama ben dönüp eski kayıtlara bakmayı sevmem pek. iki gün önce yeniden buldu beni aynı adam, aynı taleple yanaştı yanıma. şaşkınlıkla bi kaç saniye baktım yüzüne
-sen bana bir kere daha gelmiştin' demeden önce.
şaşkınlığım teklife değildi bu sefer. ikinci kez aynı teklifi alma fikrine olabilirdi belki biraz..ama esasında bu kadar zaman sonra bu olayın gerçekliğini tamamen göz ardı etmiş oluşuma şaşıyordum. zaman üstünü örttükçe, gerçekliğini yitirmişti yaşanmış bu olay benim için. belki ben öyle dediğini sandım uyku sersemi, belki hiç yaşanmadı da yine rüya gördüm gibi gerçeğe daha yakın açıklamalar oturmuş-tu meğer mantıkcı düşünme sistemim sayesinde o günün kayıtlarının üstüne.

sonra kavga ettik yeni sevgilimle.bu konuyla alakası yoktu tabi. ama aynı günün gecesine denk geldi bana birşey kanıtlamaya çalışır gibi. sokak ortasında kaşlarını çatmış nimetlerinden bahsederken O, gerçekliğini yitirmiş başka anılar debelendi zihnimde. 'anılarımı mı bozuyorsun sen lan' diye çıkıştım kendime. çaldığı leblebi tozunu yutamadan bakkala yakalanmış çocuk gibi kızardı önümde. soluk borusuna kaçan leblebi tozundan mı, utancından mı anlayamadım. yine de bastım tokadı ne olur ne olmaz.

şimdi herkes mutsuz.
adam üstünde tepinmediğim için.
sevgilim yeni sıfatından hızla eskiye geçtiği için.
benimse yanağım acıyor.

15 Haziran 2011 Çarşamba

14 Haziran 2011 Salı